Av. Berna Babaoğlu Ulutaş: “İztuzu’nu koruyacak olan Dalyanlılar’dan başkası değildir.”

Dalyan İztuzu geçtiğimiz haftalarda tekrar gündeme geldi. Deniz kaplumbağalarının (caretta caretta) yumurtladığı en önemli doğa koruma alanlarından biri olan İztuzu sahilindeki yapılaşma tehdidi 1980’lerin ortalarında başladı. Kaplumbağaları korumak için yapılan eylemler Türkiye’de ekoloji hareketinin başlangıcı olarak kabul ediliyor. Hatta ilk Yeşiller Partisi’nin amblemi bu nedenle kaplumbağa ve ayçiçeğiydi.

Av. Berna Babaoğlu Ulutaş

Peki İztuzu’nda şimdi neler oluyor? Çevre ve Şehircilik Bakanı Güllüce’nin iddia ettiği gibi çevreciler boş yere gösteri mi yapıyor, yoksa tehdit sürüyor mu? Bu konuları Muğla-Dalyan’dayaşayan çevre hareketleri avukatı ve aktivistBerna Babaoğlu Ulutaş ile konuştuk. Berna Babaoğlu Ulutaş 1975 doğumlu, liseyi Muğla’da bitirdi, Dokuz Eylül Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu, 13 yıldır avukatlık yapıyor. Çevre ve Ekoloji Hareketleri Avukatları arasında çalışmalarını sürdüren Ulutaş, Türkiye Barolar Birliği Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu üyesi; ayrıca İztuzu Kumsalını Kurtarma Platformu’nun (İKUP) ve Ortaca Belediyesi’nin avukatlığını yürütüyor

– Çevre ve Şehircilik Bakanı İdris Güllüce geçen haftayaptığı bir konuşmada Dalyan’ın İztuzu sahilinde eylem yapan çevrecilerle ilgili eleştirilerde bulundu ve “Her şeye bir bahane bulmaya çalışıyorlar. Caretta carettalarla ilgili çadır, madır kurdular. Sanki bu ülkedeki insanların hayvan, tabiat sevgisi yokmuş gibi davranıyorlar. Orayı öyle bir hale getireceğiz ki insan ayağının değdiğinden başka, şezlong, mezlong, şemsiye, memsiye hiçbir şey olmayacak. Biz hayvanları onlardan daha çok seviyoruz” dedi. Siz Dalyanlı çevreciler olarak neden bu protestolara başladınız? Amacınız gerçekten her şeye bir bahane bulmak mıydı? Öncelikle bunu merak ediyorum.

Çevre ve Şehircilik Bakanı’nın enteresan sözleri oldu İztuzu hakkında, politikacıların anlık cevaplar, çözümler bulma isteği var. Bakan ile bire bir görüşme imkanımız olmadı mücadelemizi anlatmak için.

eylem9

Dalyanlılar olarak, İztuzulular olarak mücadelemiz, plajda bulunan  Pamukkale Üniversitesi’ne bağlı deniz kaplumbağası rehabilitasyon merkezi DEKAMER‘in mevcut tesislerinin yerine büyük bir hastane yapmak istemesi, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın bu inşaat projesini desteklemesi, imar planı yapması, Orman ve Su Bakanlığı’nın plajdaki 22 dönüm ormanlık araziyi bu hastane yapımı için tahsis etmesiyle başladı. İztuzu Kumsalını Kurtarma Platformunun (İKUP) kurulması da buna dayanır, 2013 Ekim ayında kurulmuştu. Bu konuda açtığımız davalar ve yürüttüğümüz karşı kampanya sebebiyle de Bakanlık hastaneyi yapmaktan vazgeçtiğini 2014 yılı Mart ayında açıklamıştı.

Plajların işletilmesi, kimin nasıl işleteceği her zaman bizlerin takip ettiği bir konu olmuştur. Bizlerin, her birimizin yaşamında plajımız büyük öneme sahip. Haliyle, kumsalda doğanın korunması, hiçbir şekilde yapılaşma olmaması, plajların kimin tarafından ve nasıl işletileceği her zaman Dalyanlının gündeminde yer alan bir konudur. İztuzu kumsalı Dalyanlının burada var olma sebebidir.

– Bakan Güllüce aynı konuşmasında bir de “Yaptırdığım araştırmada bilim adamaları İztuzu Plajı’nda şezlongun da olmaması gerektiğini belirtti. Ben bunu bilmiyordum, çok yakınlarda öğrendim. İztuzu Plajı’nda insan ayağından başka hiçbir şey olmaması lazımmış” dedi. Benim hatırladığım kadarıyla İztuzu sahilindeki ve diğer yumurtlama alanlarındaki deniz kaplumbağalarını korumak için ta 1986’dan beri eylemler, koruma çalışmaları yapılıyor, Dalyan, Çıralı, Yumurtalık gibi bütün Caretta Caretta sahillerinde benzer koruma önlemleri zaten uygulanıyor. Çevre Bakanı’nın bunu bilmiyor olması bana pek mümkün değilmiş gibi geliyor. Bu sahilleri korumaya şimdi karar vermiş gibi davranmaları da biraz tuhaf. Nedir Dalyan’daki sorunun geçmişi? Dalyan’da hala bir otel yapılaşması niyeti de var mı? Çevre Bakanı’nın bu sözlerini siz nasıl yorumluyorsunuz?

İztuzu'nda eylem

Bu açıklamasından önce de açık ihale yaptık, 1 Lira fazla veren alır demişti. Halbuki şirkete ihalesiz olarak plaj verilmişti. Bakanın sözleri, plajı işleteceklerin kim olacağına dair siyasi tercihlerine bir kılıf oluşturma niyetini göstermektedir. Bakanın İztuzu plajının neden koruma altında olduğunu bilmemesi düşünülemez. Ayrıca, İztuzu sadece deniz kaplumbağalarının yuvalama alanı değil, arkeolojik sit alanı, ormanlık alan, göçmen kuşların konaklama alanı, endemik türlere ev sahipliği yapan doğa alanıdır. İztuzu plajı deniz kaplumbağaları ile insanların ortaklaşa kullanımının dünyadaki en başarılı örneklerinden olduğunu biliyoruz. Kaplumbağa hastanesi, araştırma birimi, eğitim kampı gibi gerekçelerle plajın yapılaşmaya açılması ihtimali olduğunu bildiğimizden durumu takip etmeyi bırakmıyoruz.

İztuzu eyleminden

Dalyan halkı, 80’li yıllara kadar tüm yazını burada inşa ettiği ahşap barakalarda geçirirken, bu plajlar bir nevi yerleşim yeriyken, o dönemde plaja otel yapılmak istenmesi nedeniyle buna karşı bir mücadele başlattı. Bu sırada kumsalın nesli tehlikede bir tür olan caretta caretta deniz kaplumbağalarının yumurtlama alanı olduğu ortaya çıkınca, henüz Çevre bakanlığı bile yokken, halk bu plajı Carettalar’la paylaşmayı kabul ederek, barakalarını, lokantalarını yıkıp, plajı sadece günübirlik kullanmaya, kaplumbağalarla paylaşmaya başladı.

Özel Çevre Koruma bölgesi ilan edildikten sonra, yap-işlet-devret modeliyle bugünkü plaj tesisleri kuruldu ve 10 yıl kadar özel şirketler yönetti plajı. Halk bundan memnun olmadığından ve halkı temsilen Belediye’nin işletmesi yönünde iradesini ortaya koyduğundan, 1998’den itibaren karayoluyla ulaşılan İztuzu tarafını, 2005’den itibaren de teknelerle gidilen Boğazağzı tarafınıDalyan Belediyesi işletiyordu.

İztuzu'nda iş makinaları

Caretta caretta’ları ve korunmuş doğasıyla meşhur İztuzu kumsalı 25 yıl önce büyük bir turizm tesisinden kurtarılmasından beri böylesine bir kabus görmemiştir herhalde. Son 2 yıldır birilerinin rüyası gerçekleşecek diye, Türkiye’nin doğa koruma geçmişinin başlangıcı, Çevre Bakanlığı’nın var olma sebebi sayabileceğimiz İztuzu ne yazık ki 25 yıl sonra tekrar tehdit edilir hale geldi. Dalyanlılar, önce bilimsel ihtiyaç arkasına gizlenmiş devasa bir kaplumbağa hastanesi projesi ile kumsalın yapılaşmaya açılmak istendiğini gördü, şimdi de plajların özel şirkete verilmek istenmesiyle doğa korumanın arka plana atıldığını görüyor. Herkes duruma tepkili.

Dalyan, Mart 2014 yerel seçimlerinden sonra yeni büyükşehir belediyesi yasası sonucu Dalyan Belediyesi kaldırılınca Ortaca’ya bağlı bir mahalle oldu. Halk, plajı Ortaca Belediyesi işletir diye beklerken, 2014 Haziran’ında plajın özel bir şirkete verildiğini öğrendi ve 15 yıldır ortaya koyduğu iradesine ters düşen bu durumu kabul etmedi, 7 aydır mücadelesini sürdürüyor.

– Konuyla ilgili ne gibi eylemler yaptınız? Şu anda eylemler ne durumda? Amacınıza ulaştınız mı?

İztuzu kumsalının kiralanarak özel şirketlere verildiğini öğrendiğimiz Haziran 2014’ten beri çeşitli eylemler yaptık. Plajlarda, Ortaca festivalinde, çeşitli basın açıklamaları, imza kampanyaları düzenledik. Halen devam eden imza kampanyalarımız şunlar:

1- İztuzu’nda imara, hukuksuzluğa ve ranta hayır! Türkçe, İngilizce, Almanca, Hollandaca olarak şu an 75000 imzaya yaklaşıyor. Bu İztuzu kumsalının özelleşirilmesine karşı yürüttüğümüz imza kampanyasıdır.

2-  NO to UK financing of Turtle Beach privatisation!  İngilizce olarak şu an 3000 imzayı geçti. İztuzu kumsalının özelleşirilmesi ile ilgili, DALÇEV’in iki İngiliz ortağına bu işten vazgeçmeleri için çağrıda bulunan Avaaz sitesinde açılan imza kampanyasıdır.

3- Yeni NO to UK financing of Turtle Beach privatisation! İngilizce -Almanca olarak şu an 700 imzada. İztuzu kumsalı özelleştirilmesi ile ilgili, DALÇEV’in iki İngiliz ortağına bu işten vazgeçmeleri için çağrıda bulunan change.org sitesinde açılan imza kampanyasıdır.

keskekgunu1

Son olarak, mahkeme kararlarına ve yürürlükteki kanun ve uygulamalara rağmen kumsalınBoğazağzı mevkiindeki tesislerin ihale edildiği özel şirketin bir gece baskınıyla beraberinde jipler, traktörler ve bir kepçeyle İztuzu’na girmek istemesi halkı isyan ettirdi. Her kesimden insanın katılımıyla gerçekleşen 11 günlük İztuzu Nöbeti ve mahkeme kararlarının taraflara ulaşması sonucunda şirket kumsaldan çıkarılmasıyla nöbet sona erdi.

Plajda bu durumu kutlamak ve varlığımızı hatırlatmak, dayanışma için keşkek ve lokma günü yaptık.

Şu an Dalyanlılar bir taraftan hukuki süreci takip ediyor, bir taraftan 25 yıldır değişmeyen doğanın korunması yönündeki tercihini ve 15 yıldır değişmeyen tesislerin belediye tarafından işletilmesi yönündeki iradesini her platformda kurumlara hatırlatıyor.

– Dalyan’da halkın bu konudaki tavrı nedir? Hem çevre, hem de bölge turizmi açısından İztuzu’nun yapılaşmaya açılması ihtimali ne gibi sonuçlar doğurur? Yerel çevre hareketleri bundan sonra ne gibi çalışmalar düşünüyor?

eylem2İsteğimiz, İztuzu’nda doğa korumacı bir yaklaşım sergilenmesi, kumsalda her ne sebeple olursa olsun yapılaşma olmaması, mevcut plaj tesislerinin özelleştirilmemesi ve ilgili kanun ve uluslararası sözleşmelere uyulmasıdır. İztuzu kumsalıda doğa koruma herşeyden önce gelmelidir. Özel Çevre Koruma bölgesinin bir parçası olarak bu kumsal, devlet tarafıdan gelir kaynağı zihniyetiyle yönetilmemelidir.

“Doğa koruma”dan maksat tesislerin modernliği, lükslüğü değildir. Doğa korumadan anladığımız, “burayı nasıl çok daha güzelleşirebiliriz?” değildir, kumsalı kullanırken “nasıl doğaya daha az baskı üretiriz?”dir.

Bütün Dalyan İztuzu'nda

İztuzu gibi önemli doğa alanlarındaki tesisler, kazançtan önce doğa korumanın ön planda tutulabilmesi amacıyla kamu tarafıdan işletilmelidir. Burayı en çok koruyacak olan Dalyanlılar’dan başkası değildir. Israrla, böylesine önemli bir kumsaldan para kazanılacaksa, buradan elde edilecek gelirin sadece bir şirkete verilmesi değil, tüm Dalyanlılara hizmet olarak geri gelmesi tercih edilmelidir; kamu yararı bunu gerektirir.

Dalyan’da 80’li yıllardan bu yana yerleşmiş bir doğa korumacı refleks vardır, bunun sonucu olarak da plajların durumu takip edilip, hızlı şekilde biraraya gelerek müdahalede bulunabilmektedir.

– Sizin ayrıca Yuvarlakçay’daki HES mücadelesinde ve bir avukat olarak benzeri diğer mücadelelerde de etkin bir rolünüz olduğunu biliyoruz. Şu anda yörenizdeki HES mücadeleleri ne durumda? Yürüttüğünüz çevre davaları, son dönemde alınmış kararlar var mı? Bunları da okurlarımızla paylaşabilir misiniz?

İztuzu'nda eylem

Yuvarlakçay’da yapılmak istenen HES projesine karşı mücadelede köylülerin ve Yuvarlakçayı Koruma Platformu’nun avukatıydım, o davaların bir çoğu kesinleşti, bir kaçı idare tarafından temyiz edildiği için Danıştay’da bulunuyor.  Şu an için Yuvarlakçay’da yapımı planan HES projesi bulunmuyor. Yuvarlakçay süreci bize kendimizi ifade edebilmemiz için çok farklı yollar bulmayı öğretti. İztuzu ile ilgili davalara hem Kaplumbağa Hastanesine dair olanlara hem de İztuzu’nun kiralanmasına dair olanlara bakıyorum. AyrıcaÇevre ve Ekoloji Hareketi Avukatları olarak açtığımız davalarda yer almakla birlikte bu davaların takibi benim tarafımdan değil davaların açıldığı yerdeki meslektaşlarımız tarafından yapılıyor. Ben, yaşadığım yerdeki halkın yaşam alanlarını tehdit eden çevre sorunlarıyla ilgili konularda aktif olarak çalışmayı tercih ediyorum.

– Teşekkür ediyoruz, kolay gelsin.

 

İztuzu’nun özelleştirilmesindeki hukuki süreci özetleyebilir misiniz?

31.12.2013 tarihinde her iki taraf için yapılan protokollerin süresi dolmuştu. Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü, 6360 sayılı yasaya göre Muğla Büyükşehir olduğundan Dalyan Belediyesini devralacak Ortaca Belediyesine plajları işletip işletmeyeceğini sordu, Ortaca Belediyesi işletmeye devam edeceği cevabını verdi. Buna rağmen Genel Müdürlük bu plajların işletilmesi için ilgili işlemlere başlamadı.

04.04.2014 günü kurulan MUÇEV Ltd.Şti. (%50 hissesi ÇŞB’nin kuruluşu olan Türkiye Çevre Koruma Vakfı TUÇEV’e, diğer %50 hissesi de Muğla Valiliğinin kuruluşu olan Muğla’ya Hizmet Vakfı’na ait), Muğla ilinin tüm ÖÇK bölgelerindeki plaj ve iskelelerin işletmesine 12.05.2014 tarihinde talip oldu, Başbakanın oluru ile de 28.05.2014 günü tüm bu işletmeler ile ilgili olarak Bakanlık adına TVK Genel Md. ile ptorokoller yaptı.

Bu protokollere istinaden MUÇEV Ltd.Şti. Boğazağzı kısmını telefon ile teklif alarak, şartnamesiz ve ihale duyurusu yapmadan DALÇEV A.Ş.’ye ihale etti. MUÇEV Ltd.Şti ihaleyi adilane yaptığını iddia ediyor.

Biz tüm bunları 18 Haziran’da gelen tahliye talebi ile öğrendik. Ortaca Belediyesi tahliye kararlarına idari yargıda dava açtı, ve yürütmeyi durdurma kararı verildi. O tarihte verilen bu kararlar Ekim ayında kalktı ve bunun üzerine Kasım ayında yeniden tahliye için geldiler. Yine Ortaca Belediyesinin bu işlemlere açtığı davada da yürütmeyi durdurma kararı verildi. Buna ilaveten , Belediye 16.12.2014 günü Ortaca 1.Asliye Hukuk Mahkemesinde de protokollerin iptali davası açtı.

Muğla İdare Mahkemesi son verdiği yürütmeyi durdurma kararını 22.12.2014 günü kaldırdı. Ancak hemen 3 gün sonra, bu sefer Ortaca 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 16.12.2014 tarihinde Belediyenin açtığı protokollerin iptali davasında ara karar vererek 25.12.2014 tarihinde devir protokollerine ihtiyati tedbir kararı getirdi. Bu karar ertesi gün Muğla Valiliğine, Muğla İl Çevre ve Şehircilik Müdürlüğüne ve Ortaca Kaymakamlığına kurumlararası yazışma yoluya Belediye tarafından elden, ÇŞB’na da kargo ile tebliğ edildi. 22 Aralık tarihli yürütmenin durdurulmasının kaldırılması kararı ise MUÇEV Ltd.Şti.’ne 29 Aralık’ta ulaştı.

MUÇEV Ltd.Şti., bu son iki karardan en sonki ihtiyati tedbir kararını kendisine resmi olarak ulaşmadığı gerekçesiyle tanımadı ve bir önceki “yürütmeyi durdurmanın kaldırılması” kararına göre hareket etti. 29.12.2014 tarihinde bu kararı alır almaz DALÇEV A.Ş. ile devir teslim yaptı, DALÇEV A.Ş. de buna dayanarak aynı gün geceyarısı tesislere girmeye çalıştı. Tabi, teknelerle malzemelerini taşıması mümkün olmadığından kara tarafından plaja araçlarla giriş yapıp Boğazağzı’na karadan ulaşmak istediler, ancak iş makinasını ve jeneratörleri sokamadan halk bunu engelledi.

2015’in ilk günlerinde ihtiyati tedbir kararları resmi olarak da MUÇEV Ltd.Şti.’ne ve ÇŞB’na ulaştı. Kurumlar bu kararlara uymaya başladılar.

Muğla 2. İdare Mahkemesi 15.01.2015 tarihli kararı ile Muğla İlindeki ÖÇK( Özel Çevre Koruma) Bölgelerindeki 14 işletmenin MUÇEV Turizm LTD.ŞTİ. ne kiralanmasına izin veren 26.05.2014 tarih ve 1345 sayılı Başbakanlık onayı işleminin yürütmesini İztuzu bakımından durdurdu.

Hukuki süreç devam edecek, halihazırda bu konularda açılmış (bir kısmı adli yargıda, bir kısmı idari yargıda)  sekiz dava devam ediyor.

 

İKUP’u takip etmek için İKUP web sitesiİKUP Facebook grubu, Twitter adresi, email:bilgi@iztuzu.org

Röportaj: Ümit Şahin (Yeşil Gazete)

Share The Story

Leave a reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This blog is kept spam free by WP-SpamFree.