Muğla Valiliği’nin Dalyan İztuzu Plajı’ndaki günübirlik alan ve tesisin işletme hakkını ihalesiz vermesi tartışma yarattı. Ortaca Belediyesi mahkemeye başvurdu, uygulamayı tedbiren durdurdu. Al Jazeera Türk taraflarla konuştu.

Caretta caretta kaplumbağalarının dünyadaki en önemli üreme alanlarından, 5,4 kilometre uzunluğunda, dünyanın en güzel üç plajından biri sayılan ve İngiliz gazetesi Times’ın “1 numaralı açık alan” ilan ettiği Muğla Dalyan’daki İztuzu Sahili, bugünlerde tatilciler yerine çevre direnişçilerine ev sahipliği yapıyor.

Nedeni, plajın Boğazağzı mevkisindeki günü birlik alan ve tesislerin işletme hakkının, Muğla Valiliği bünyesinde kurulan MUÇEV (Muğla Çevre Koruma Vakfı) Turizm Limited Şirketi tarafından İngiliz ortaklı DALÇEV şirketine (Dalyan Çevre Geliştirme Turizm İnşaat Emlak ve Otel A.Ş.) üç yıllığına verilmesi.

DALÇEV şirketi personelinin, Ortaca Belediyesi’nin açtığı davada mahkemenin işletme protokolüne tedbir koyması kararına rağmen iş makinalarıyla tesisleri devralmaya gelmesi, on gündür sahilin önünde devam eden çevre nöbetinin başlamasına neden oldu.

Nöbetteki çevreciler ile şirket personeli arasında yaşanan gerginlik nedeniyle Muğla Valiliği, askerlerle güvenlik önlemi alıp plaja giriş çıkışları kapattı.

Al Jazeera Türk, İztuzu plajına gitti, taraflarla konuştu, yargı sürecini araştırdı.

Eylemde toplanan imzaların sayısı 40 bine ulaştı. [Fotoğraf: Turaç TOP / Al Jazeera Türk]

İmza topluyorlar

Kurdukları çadırlarda gece gündüz plajın özel şirkete verilmemesi için eylemlerine devam eden İztuzu Kumsalını Kurtarma Platformu (İKUP) üyelerinin liderlik ettiği gruplara destek her geçen gün artıyor. Çevre gönüllüleri ve yöre halkı, alanda topladıkları 40 bine yakın imzayla seslerini duyurmaya çalışıyor. Eylemde bulunanların ihtiyaçlarının Ortaca Belediyesi’nce karşılandığı direnişteki en büyük tepki, tesisin işletme hakkının veriliş yöntemi ve doğaya zarar verileceği endişesi.

Ortaca Belediyesinin Avukatı Berna Babaoğlu Ulutaş, süreçteki tüm resmi kurumların, protokolle ilgili mahkemeden aldıkları ihtiyati tedbir kararına uymasını beklediklerini söylüyor.

“Yeni büyükşehir yasasıyla kapatılan Dalyan Belediyesi, 1998 yılından beri plajdaki İztuzu, 2005 yılından beri de Boğazağzı işletmelerini, Özel Çevre Koruma Daire Başkanlığı’yla yaptığı protokoller gereği işletiyordu. Muğla büyükşehir olunca Dalyan belde belediyesi kapatıldı, yönetimi Ortaca Belediyesi’ne geçti. Plajın Boğazağzı mevkisindeki günübirlik işletmenin işletilmesi, şezlong, şemsiye gibi hizmetlerle ilgili protokolümüz, 31 Aralık 2013’te sona erdi. Burasıyla ilgili yıllık 867 bin lira kira ödeniyordu. Elde edilen karın yüzde 30’u da Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na aktarılıyordu.”

“Muğla Valiliği 13 Aralık 2013’te, Ortaca Belediyesi’ne bu yerle ilgili talebimizi sordu. Biz de işletmeye devam edeceğimizi söyledik. Haziran 2014’e kadar suskunluk oldu. Haziran’da gelen yazıyla Kaymakamlık burayı tahliye etmemizi istedi. Bakanlıktan gelen yazıda ise burasıyla birlikte kent sınırları içindeki 14 günübirlik alanın işletilmesiyle ilgili Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na bağlı Türkiye Çevre Koruma Vakfı’nın yüzde 50 hissesi ve Muğla Valiliği’ne bağlı olan Muğla’ya Hizmet Vakfı’nın yüzde 50 hisse ortaklığı sonucu kurulan MUÇEV Turizm Ticaret Limited Şirketi’ne verildiğine dair işbirliği protokolü imzalandığı bildirildi.”

Avukat Berna Babaoğlu Ulutaş. [Fotoğraf: Turaç TOP / Al Jazeera Türk]

Ulutaş, Haziran ayında, idarenin tahliye kararına karşı Muğla Birinci ve İkinci İdare Mahkemelerinde iki ayrı dava açtıklarını, önce yürütmeyi durdurma kararı verildiğini sonra ise itirazlarla bunların kaldırıldığını söyledi. MUÇEV tarafından imzalanan protokolden sonradan bilgi sahibi olduklarını savunan Ulutaş şöyle devam etti:

“MUÇEV’in bize haber vermeden yaptığı ihaleyi, DALÇEV’in kazandığını öğrenince aralarındaki protokol hükümlerinin durdurulması için bu kez Ortaca Birinci Asliye Hukuk Mahkemesi’ne dava açtık. 25 Aralık’ta, mahkeme, protokol hükümlerinin uygulanmasının tedbiren durdurulmasına karar verdi. Dolayısıyla diğer davalar etkisiz hale geldi. Protokol ve tüm işlemler şu an için askıda. Şu an birşey yapılamaz. Bu kararı, Bakanlık, Valilik, MUÇEV ve DALÇEV’e tebliğ ettik. İcraya da koyduk. MUÇEV, tesisin işletme hakkını verdiği DALÇEV’e bu mahkeme kararını tebliğ etti, karara hassasiyet gösterilmesini, herhangi bir faaliyette bulunmamasını, bakanlığın kararına göre hareket edilmesi gerektiğini bildirdi. Bu sevindirici ancak çözüm değil”.

“Kiralamada yasalara uyulmadı”  

Avukat Ulutaş, MUÇEV’in kiralama sürecinde yasalara uymadığını da savunuyor:

“Telefonla teklif alınması, 2886 Sayılı Kamu İhale Kanunu’nda sayılan usüller arasında yok. Yani yapılan yasal değil. Biz, Bakanlığın kiralama sürecini açık ve katılımcı şekilde yapmasını istiyoruz. İhale yapılmadan, kimlerin katıldığı belli olmadan, şartnamenin unsurları belli olmadan tesisin işletme hakkının verilmesi bir suç. Kamu kurumu böyle davranamaz. Sadece bir protokol var. Bu şekilde aslında belediye saf dışı bırakıldı. Halkın orası için söz sahibi olması ortadan kaldırıldı. Özel şirketin orasıyla ilgili tasarrufuna kimse karışamayacağı için halka kulak verilmek zorunda”

Plaja, giriş çıkışlar kapalı.[Fotoğraf: Turaç TOP / Al Jazeera Türk]

“Para nereye harcanacak?”

Ulutaş, MUÇEV’in bu kiralama sürecinde 550 bin liralık kar elde ettiğini, bu parayı nereye harcayacağını da soruyor:

“MUÇEV bu yeri, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan yıllık 600 bin lira, artı KDV ödeyerek kiralamış. Sonra DALÇEV’e, 1 milyon 50 bin, artı KDV karşılığında işletme hakkını vermiş. Aradaki 550 bin lira nereye gidecek. Büyükşehir olmadan önce kiralama bedelleri devletin genel bütçesine gidiyordu. Şimdi ise MUÇEV’in kasasına gidiyor. Sayıştay, denetimine de tabi değil. 550 bin liralık karı, MUÇEV, Dalyan’a mı harcayacak. Böyle bir zorunluluğu da yok. Bu paranın nereye gideceğini kimse bilemeyecek” 

Ortaca Belediye Başkanı Hasan Karaçelik [Fotoğraf: Turaç TOP / Al Jazeera Türk]

“Teklifimi sözlü yaptım”

Plajın önündeki eylemci gruplarını zaman zaman ziyaret edip destek veren Ortaca Belediye Başkanı Hasan Karaçelik de yaşananlara tepkili. Karaçelik’in anlatımına göre, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yetkilisi Yakup Türkmen 3 Haziran 2014’te telefonla arayıp Muğla’ya davet etmiş. Yüz yüze görüştüklerini söyleyen Karaçelik, daha sonra yaşananları şöyle anlatıyor:

“Görüşmemizde Boğazağzı için ihaleye çıkalacağını söyledi. Ben, devletin paraya ihtiyacı olmadığını, buranın kamu eliyle işletilmesine devam edilmesi gerektiğini söyledim. ‘Sen ne kadar verirsin’ dedi. Bende TEFE/TÜFE oranında bir zamla, yıllık 1 milyon lira veririz dedim. Bir önceki yıl 867 bin lira ödemişiz. Ancak bunun bir şartnamesi olmalı dedim. ‘Biz, size haber vereceğiz’ dediler. 12 Haziran’da tekrar aradı. ‘Başkan, biz orayı verdik’ dedi. Şirkete bir milyon 50 bin artı KDV’ye verdik dedi. Böyle saçmalık olur mu? İhale kanununa göre, nasıl ihaleye çıkıldı, ücretler ne oldu, hangi şartname hazırlandı. Bunları biz bilmiyoruz. MUÇEV, biz özel şirketiz, ihale kanununa tabi değiliz diyor. Bakanlık ise, protokoller imzalandıktan sonra MUÇEV’in günübirlik alanları, kendi personeli ile işletebilir veya 2886 Sayılı İhale Kanunu ile ihaleye çıkmak suretiyle üçüncü şahıslara işlettirebilir diyor. Hani ihale nerede?”

Karaçelik, işletme hakkının belediyede kalması için verdikleri mücadeye siyaseti karıştırmadıklarınıda söylüyor:

“Sürecin başından beri siyasi bir mücadelemiz yok.  Biz sadece buranın korunmasını, kamu kurumunun kazandığı geliri yine buraya harcamasını istiyoruz. Buralar bize miras, dünyanın gözbebeği yerler. Buralar kamu eliyle korunmalı ki, ensesinde hep halk olsun. Denetleyen de halktır. Buralar, orta gelirli, fakir halkın yararlandığı yerler. Oradaki hizmeti beğenmezse o partiye başkana oy vermez, seçmezler. Biz, mücadelemizde hukuk dışına çıkmadan hakkımızı arıyoruz. İdarenin yargı kararlarını uymasını bekliyoruz. Burası özel sektörün eline geçerse, gelecek nesillere aktarmak çok güç olur. Özel sektör, tabi ki burayı kar amaçlı işletecek. Daha fazla para kazanmak adına koruma ve kullanma yöntemleri gevşek olabilir. Olağanüstü para kazandıran bir yerde değil. Tuvalet, duştan para almıyorduk. Araçla gelenler ve tur şirketleriyle gelenlerden 3.5 lira alıyorduk. Dalyan dışındaki teknelerden de kişi başı ücretlerimiz vardı. Şezlong ve şemsiye ücretimiz 9 liraydı. Ama şimdi özel şirket ücretleri nasıl yapar bilmiyorum, töhmet altında da bırakamam.”

Dalyan’daki teknelerle plaja tatilciler taşınıyor. [Fotoğraf: Turaç TOP / Al Jazeera Türk]

“Plajdaki kurallar bizim için anayasadır”

Tesisin işletme hakkını alan DALÇEV A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan Oruç ise, tüm sürecin yasalar çerçevesinde gerçekleştiğini söylüyor.

Oruç, iki kardeşi ve iki İngiliz ortağıyla kurduğu DALÇEV A.Ş.’nin, yabancı yatırımı teşvik kanununa göre kurulduğunu anlatıyor:

“İztuzu, dünyanın en iyi plajlarından bir tanesi. Biz de ekmeğimizi turizmden kazanıyoruz. Kurduğumuz şirkete de İngiltere’den Dalyan’a çok sayıda müşteri getiren ve bu bölgenin kalkınması için çalışan iki İngiliz arkadaşımızı ortak ettik. Söz konusu plaj, Türkiye’ye yakışan bir şekilde idare edilmiyordu. Fiziki şartlarının kötü olması bizi üzüyordu. Biz daha iyisini yaparız düşüncesiyle Bakanlığa, Valiliğe başvurularımızı yaptık. Haziran başında, ilgi duyanlara ulaşılıp teklifimiz istendi. Dosyamızı, MUÇEV’e sunduk. Daha sonra aradıklarında en yüksek teklifi verenin biz olduğumuz, işletme hakkını aldığımız belirtildi. 1 yıllık kira bedeli olan 1 milyon 50 bin lira, artı KDV ile önümüzdeki yıl için teminat mektubumuzu verdik. Üç yıllık bir protokol imzaladık. Ortaca Belediyesi’nin açtığı davalar reddedildi. Şimdi de tesisi almak için talimat bekliyoruz. Ben, tepki gösterenlerin gerçek niyetlerinin doğa olduğuna inanmıyorum. Şu an plajda hem insan sağlığını hem de doğayı tehdit eden bir durum var. Belediyenin buradan kazandığı para zaten Dalyan’a harcanmadı. Şunu yaptık diyemezler.

Biz, plajda iyileştirmeler yapıp hem kayıt dışını önleyeceğiz hemde devlete daha fazla vergi vereceğiz. Mevcut fiyatlarda da TEFE/TÜFE oranında zam yapacağız. Burası halka açık bir yer, biz de işletsek her zaman halkın olacak. Daha farklı, özenli bir çalışmamız olacak. Bebek odaları, engelli yolu, tuvaleti yapacağız. Yapacağımız iş çok orada. Şezlonglarımız tamamen ahşap olacak, plastik kullanmayacağız. Oradaki doğal hayat için ne tür önlemler gerekiyorsa onları da sağlayacağız. Kaplumbağalar olmasa buranın ne kıymeti var, onun da bilincindeyiz. Ayrıca oraya çivi çakmayacağımızı da biliyoruz. Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü’nün, izin vermeyeceği hiçbir şeyi yapmayacağız. Bizden önceki kurallar neyse devam edecek. Kurallar bizim için anayasadır. Her türlü çalışmamız zaten denetlenecek. Mülki idare amirimiz, orası ne zaman emniyetli geçin derse hemen geçeceğiz”

DALÇEV A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan Oruç. [Fotoğraf: Turaç TOP / Al Jazeera Türk]

2014 yerel seçimlerinde AK Parti’den meclis üyesi adaylığı konusunda da eleştirilere maruz kaldığını belirten Oruç, “İnsan bir partiye üye olabilir. Ama ben bunu kullanmadım. Partiye üye olmam ticaretime engel olabilir mi. Bizler, para hırsıyla çalışan insanlar değiliz. Dalyan’ın daha iyi olması için gayret göstereceğiz. Oradan kazandığımız parayla gerçek çevre bilinciyle hareket eden kim olursa destek vermeye hazırız” diye konuştu.

“Kamu yararını gözetiyoruz”

Tesisin işletme hakkını veren MUÇEV’in Müdürler Kurulu Başkanı, Muğla Vali Yardımcısı Kamil Köten, şirket ve süreçle ilgileri şu bilgileri paylaştı:

“MUÇEV, biri çevreye, diğeri Muğla’ya hizmet için kurulmuş iki özel vakfın ortağı olduğu, kamu yararını amaçlayan özel bir limited şirket. Bunlar kamu vakıfları değil özellikle altını çizelim. Dolayısıyla her özel şirketin olduğu gibi biz de Kamu İhale Kanunu’na tabi değiliz. Özel şirket pozisyonundayız. Serbest şirketler gibi hareket ediyoruz. Özel şirketlerde olduğu gibi esnek bir çalışmamız var ancak kamu yararı ana amacımız. Tamamen, Özel Çevre Korumasındaki yerleri korumak, geliştirmek için bu şirket kuruldu. Oralara zarar verecek girişimlerle mücadele etmek temel görevimiz. Bakanlık tarafından Mayıs ayı sonrasında günübirlik alanların işletme hakları bize devredildi. Bizde, buralara ilgi duyan, turizmi yakından bilen hem bakanlığa hemde valiliğe başvurularını yapan kişilere ve kurumlara ulaştık. Dört kişiyi biz aradık, iki kişi kendisi duyup geldi. Hiçbir ayrımcılık yapmadan 10 günde bekledik. Yazılı taleplerini ulaştırdılar. Ortaca Belediyesi sadece sözlü teklif verdi, yazılı başvuruda bulunmadı. Bunu da tutanak altına aldık. Daha sonra işletme hakkını, kamu yararını da gözetip en yüksek teklifi veren firmaya verdik, protokolü imzaladık. Olay, şezlong, şemsiye, büfe işletmesi. Burası inşaata filan açılacak değil. Ayrıca, Kamu İhale Kanunu’na tabi olsak tabi ki şartlarını yerine getirir hukuka uygun ihale yaparız. Ancak biz de özel şirketlerin esnekliği var. Şu an mahkeme kararı gereği, işlemler durdurulmuş durumda. Yargıya saygılıyız, çıkacak karara göre hareket edeceğiz“

Vali Yardımcısı Köten, elde edecek gelirin de şirket ortağı vakıfların amaçları doğrultusunda hem çevre hem de Muğla için harcanacağını, özel şahıs ticaretine harcanması gibi bir durumun söz konusu olmadığını söyledi.

Eyleme destek veren Tarık Özgür ve Erkin Ulutaş. [Fotoğraf: Turaç TOP / Al Jazeera Türk]

“Her plaj açılışında yeni birşeyle karşılaşabiliriz”

İKUP sözcülerinden Erkin Ulutaş, tesisin işletmesinin özel şirkete verilmesini istemeyenlerin başını çekiyor. “Tesisin işletme hakkının verilmesinde kaçak, köçek yollara başvuruldu” diyor ve ekliyor:

“Şimdiki yargı kararı ortada ve buna uyulmalı. Protokol iptal edilip yeni bir ihale yapılmalı. Kimseye duyurulmadan, bildirilmeden oldu, bittiyle burası verildi. Bilinse sadece 6 kişi mi katılır? O kadar insan, firma niye katılmasın? Bizler, hangi siyasi partiden olursa olsun buranın belediye tarafından işletilmesini istiyoruz. Kazanılan gelir, yerel yönetim aracılığıyla Dalyan’ın gelişmesine ve ihtiyaçlarına yönelik kullanılmalı. Yerel belediyenin kaynağı neden elinden alınıyor. Oradaki kurallar ne olacak. Kaplumbağalar için akşam 8’den sabah 8’e kadar kimse o plaja girmez. Ben özel şirketin buna dikkat edeceğine inanmıyorum. Ücretler artacak, su sporları aktiviteleri olacak. Bundan sonraki adımda plaj yapılaşmaya açılacak. Belediye bunları yıllardır yapmadı, olduğunca hassasiyet gösterdi. Belediye görevlilerinin yerine özel şirket tarafından dışarıdan getirilecek kişiler, bu hassasiyeti nasıl gösterecek. Her plaj açılışında yeni birşeyle karşılaşabiliriz. Buna izin verilmemeli. Talebimiz yerine kadar buradan ayrılmayacağız. Pazar günü de düzenleyeceğimiz keşkek şenliğiyle sesimizi daha gür duyuracağız

Muhabir: Turaç TOP
Kaynak: Al Jazeera      

Paylaş

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This blog is kept spam free by WP-SpamFree.